Sıkça Sorulan Sorular

Anne TC ile ulusal Neonatal Tarama Programından kontrolleri yaparak aileye konu hakkında bilgi verilip yönlendirme yapılır.

TC Kimlik numarası alınarak SKRS'den hekim ve değişiklik yapılabilirliği kontrol edilip konu hakkında detaylı bilgi verilir.

Aile Hekimi ve sağlık personeli ile ilgili memnuniyetinizi ve teşekkürlerinizi;

*Halk Sağlığı Müdürlüğü web sayfası

*Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi (SABİM) Alo 184 nolu telefon üzerinden iletebilirsiniz.

Yabancı uyruklu kişiler Aile Sağlığı Merkezinden hizmet alabilirler.

Evlilik öncesi sağlık raporlarını Aile Sağlığı Merkezlerinden alabilirsiniz. Aile Hekimleri tarafından evlilik öncesi verilen bu raporlarda ayrıca Tuberküloz, Sifiliz ( frengi), Hepatit, AIDS ve Talasemi ile ilgili testlerde yapılmaktadır.

Sağlık Bakanlığı tarafından ülkemizde tarama programlarına dahil edilen 3 kanser türü bulunmaktadır.

Bunlardan rahim ağzı kanseri taramasını 30-65 yaş arasındaki tüm kadınlar kendi aile hekimlerine veya ilçelerde Halk Sağlığı Müdürlüğü'ne bağlı olan AÇSAP birimlerinde yaptırabilirler.

Meme kanseri taramaları için 40-69 yaş arası tüm kadınlar aile hekimlerinden bilgi alabilir, mamoğrafi işlemleri için kamu hastanelerine başvurabilirler.

Kalın bağırsak kanseri taramaları için 50-70 yaş arasındaki tüm vatandaşlarımız gaitada gizli kan tetkiklerini çok yakın zamanda yine aile hekimlerine başvurarak yaptırabileceklerdir.

Ayrıca İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı olarak çalışan Kadın ve Aile Sağlığı Merkezlerinde üç kanser türüne yönelik tarama işlemleri gerçekleştirilmekte olup vatandaşlarımız 153 numaralı telefondan bilgi alabilirler.

  • Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi

  • Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi

  • İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi

  • Lütfü Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi

  • Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi

  • Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi

  • Göztepe Medeniyet Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi

  • Bayrampaşa Devlet Hastanesi

  • Erenköy Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi

  • Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi

  • İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi

 

İstanbul'da "Sağlıklı Beslenme ve Obezite Danışma Birimi" bütün ilçe Toplum Sağlığı Merkezlerinde vardır. Ancak diyetisyenin var olduğu ve bireye özgü beslenme danışmanlığı, kalori planlamasının yapıldığı ilçeler ve iletişim bilgileri şöyledir;

Başakşehir TSM, Küçükçekmece TSM, Bağcılar TSM, Esenler TSM, Gaziosmanpaşa TSM, Esenyurt TSM, Ümraniye TSM, Beykoz TSM, Kartal TSM, Maltepe TSM, Kadıköy TSM, Bahçelievler TSM, Üsküdar TSM, Zeytinburnu TSM, Bakırköy TSM (adolesan danışma merkezi bünyesinde sadece 10-19 yaş gençlere), Fatih TSM, Ataşehir TSM, Pendik TSM, Büyükçekmece TSM, Eyüp TSM, Şişli TSM, Çekmeköy TSM, Güngören TSM, Beyoğlu TSM, Bayrampaşa TSM, Sultanbeyli TSM, Sultangazi TSM, Kağıthane TSM.

Morbid Obez: Aile Sağlığı Merkezi tarafından ev ziyareti sonucu veya hastanın bireysel müracatı ile morbid obezite tanısı alan (Beden Kütle İndeksi 40'ın üzerinde olan) hastanın Aile Hekimi tarafından genel sağlık değerlendirilmesi yapılır ve hastaya ait bilgiler Halk Sağlığı Müdürlüğü'ne gönderilir kayıt altına alınır.

İmmobil Obez: Aile Sağlığı Merkezi tarafından ev ziyareti sonucu "sağlık açışından riskli olarak" değerlendirilen veya kendi işlerini göremeyecek kadar hareket kısıtlılığı olan hastaya hekimi tarafından İmmobil Hasta tanısı konur ve "Morbid Obez Hasta Bilgi Formu" doldurularak Toplum Sağlığı Merkezine bildirimi yapılır.Toplum sağlığı merkezi tarafından hasta bilgileri ivedi olarak Halk Sağlığı Müdürlüğü'ne gönderilir. Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından yapılan değerlendirme sonrasında hastanın ikamet ettiği ilçenin bağlı bulunduğu Kamu Hastaneleri Birliğine oluşturulmuş olan " Morbid Obez Hasta Takip Ekibi" tarafından değerlendirilmesi ve tedavi süreci için evrakları gönderilir.

Kamu Hastaneler Birliği tarafından Obezite Danışma Birim sorumlusunun koordinasyonuyla aile hekimi, endokrinolog/dahiliye uzmanı, psikiyatrist ve diyetisyenden oluşan bir ekip tarafından hasta evinde ziyaret edilir.Tedavisinin yapılması için ikinci veya üçüncü basamak sağlık kuruluşuna sevkinin sağlanmasını takiben "Morbid Obez Hasta Takip/ Değerlendirme Formu" doldurulur. Hastaların tedavi süreçleri takip edilip kayıt altına alınmaktadır.

Cevap: İlçe Toplum Sağlığı Merkezlerinde " Sağlıklı Beslenme ve Obezite Danışma Birimleri" bulunmaktadır. Bu birimlere yapılan başvurularda bireylere;

görevli diyetisyen, hemşire veya ebe tarafından yeterli ve dengeli beslenme, fiziksel aktivite konularında genel danışmanlık hizmeti verilmektedir.

Aile Sağlığı Merkezine başvuran hasta, hekimi tarafından yapılan değerlendirme sonrasında hekiminin uygun görmesi durumunda kişinin tetkikleri ile birlikte "Sağlıklı Beslenme ve Obezite Danışma Birimi"ne yönlendirir. Diyetisyen bulunan ilçelerde kişiye beslenme danışmanlığı hizmeti verilir. Kişinin yaşı, cinsiyeti, işi, fizik aktivite durumu, beslenme durumu, fizyolojik durumu, hastalık durumu vb kriterlere göre günlük kalori düzenlenmesi ve beden kitle indeksi takibi yapılır.

Muayene, aşılama, enjeksiyon, pansuman, birinci basamakta yapılan tahlil ve film hizmetleri tamamıyla ücretsizdir. Bu işlemler için herhangi bir sosyal güvence aranmamaktadır. Yazılan reçeteler ise kişilerin sosyal güvencesinin durumuna göre ödenmektedir.

Ücretsiz Devit 3 ve Demir damlalarını Aile Sağlığı Merkezlerinden alabilirsiniz.

Gebeliği Önleyici Yöntem Danışmanlığı ve Hizmetlerini, Aile Sağlığı Merkezlerinden, Ana Çocuk Sağlığı Merkezlerinden, Hastane ve Doğumevlerinden Üreme Sağlığı Kliniklerinden alabilirsiniz.

Evde sağlık hizmetleri için;

- Öncelikle hasta yakını hastanın kayıtlı olduğu aile hekimine başvurmalıdır.

- Aile hekimi tarafından doldurulacak Evde Sağlık Hizmetleri Başvuru Formu hastanın bulunduğu yere en yakın Hastane Evde Sağlık Hizmeti Birimine Toplum Sağlığı Merkezi tarafından yönlendirilir.

- Hastane Birimlerinden hastalara randevu verilerek hastanın evde sağlık hizmetleri kapsamındaki ihtiyacı olan hizmetler gerçekleştirilir.

- Ya da hasta yakını hastanın kimlik bilgileri ve hastalığı ile ilgili bilgileri içeren belgelerle en yakın hastanenin Evde Sağlık Hizmetleri(ESH) Birimine doğrudan başvurulabilir.

Aile Sağlığı Merkezinize gittiğinizde Aile Hekiminiz tarafından size kayıt numarası verildiyse; İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü'nün resmi internet sitesi üzerinden Laboratuvar Sonuç Sorgulama Ekranına gelerek; http://95.0.144.96/labim/HastaTetkikSonucSorgulama.aspx TC Numaranızı ve kayıt numaranızı yazarak Sorgulama dediğinizde tetkik sonuçlarınızı görebilirsiniz. Ancak tetkik sonuçları kan verdiğinizden sonraki iş günü saat:13.00'e kadar sisteme yüklenmektedir.

Aile hekiminizi istediğiniz takdirde değiştirilebilirsiniz. Ancak kendi talebinizle seçtiğiniz aile hekiminizi 3 aydan önce değiştiremezsiniz.

Tercih ettiğiniz aile hekimine doğrudan başvurarak veya toplum sağlığı merkezine müracaat ederek talebinizi yazılı olarak yapmanız yeterlidir.

Kişiler ilgili mevzuat doğrultusunda aile hekimini bölge sınırlaması olmadan değiştirebilirler.

Aile fertleri farklı aile hekimliği birimine kayıt olabilirler. Fakat 18 yasından küçük çocuklar anne/baba/vasisinin yazılı talebi doğrultusunda, yenidoğan bebekler ise annenin kayıtlı olduğu aile hekimliği birimine kayıt edilir.

Tercih ettiğiniz aile hekimine doğrudan başvurarak veya toplum sağlığı merkezine müracaat ederek talebinizi yazılı olarak yapmanız yeterlidir.

Evde takibi zorunlu olan engelli, yaşlı, yatalak ve benzeri durumdaki kendisine kayıtlı kişilere evde kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi, rehabilitasyon ve danışmanlık hizmetlerini vermek üzere aile hekimleri kurum dışı mesailerinde ev ziyareti yapmaktadırlar.

Aile hekiminin kurum dışı mesai nedeniyle aile sağlığı merkezinde bulunmadığı gün ve saatler hekime ait ve görülecek bir yere asılmış olan mesai çizelgesinde belirtilmiştir.

Aile Hekimi ve Aile Sağlığı Merkezi’nin çalışma günleri ve saatleri aile sağlığı merkezinin dış levhasının yakınında ve görülecek bir yerine asılarak kişilerin bilgilenmesi sağlanmaktadır.

İl Dışından gelen misafirler için Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği 8. Madde 6 Bendinde belirtildiği üzere '' Sürekli ikamet ettiği bölgeden uzakta kalacak kişi veya geçici süre ile Türkiye’de ikamet edecek olan kişi, kendisine yakın konumdaki bir aile hekiminden misafir olarak sağlık hizmeti alır. Ancak 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununa tabi olan ilçeler misafir uygulaması bakımından tek bölge kabul edilir. Aile hekimi misafir kişiler için herhangi bir ücret talep edemez '' hükümleri doğrultusunda hizmet alabilirler.

Aile Sağlığı Merkezlerinde randevusuz muayene olunabilmektedir. Ayrıntılı bilgi için https://www.mhrs.gov.tr/Vatandas/

Bütün antibakteriyel ürünler Sağlık Bakanlığından izinli olmak zorundadır. Aldığınız ürünün üzerinde Sağlık Bakanlığı izin tarih ve numaralarını kontrol etmelisiniz. Ayrıca Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çevre Sağlığı Daire Başkanlığının internet sitesinden izinli ürünlerin listesine ulaşabilirsiniz.

 

Kullanılan ilaçların belirli bir toksikitesi bulunmakla beraber kullanım talimatı veya uygulama sonrası uyarılar dikkate alındığında insan sağlığını olumsuz etkileyecek düzeyde değildir.

Ayrıca kullanılan ürünlerin Sağlık Bakanlığından izinli olması gerekmektedir.

Öncelikli olarak Sağlık Bakanlığından izinli olup olmadığına bakmanız gerekiyor. Ürünün etiket üzerindeki bilgilerinde Sağlık Bakanlığı izin tarih ve sayısının bulunması gerekmektedir.

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çevre Sağlığı Daire Başkanlığının internet sitesinde Halk Sağlığı müdürlüklerince ruhsatlandırılmış haşere ilaçlama işyerlerinin bilgileri bulunmaktadır. Sitede yer alan firmalardan herhangi birisiyle irtibata geçebilirsiniz.

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu veya Halk Sağlığı Müdürlükleri ilaçlama hizmeti vermemektedir. Kurumumuzca haşerelere karşı ilaçlama hizmeti veren firmaların denetimleri yapılmakta ve ruhsatlandırma işlemleri yürütülmektedir.

Su analizlerini Müdürlüğümüze bağlı 1, 2 ve 3 no'luHalk Sağlığı Laboratuvarlarında ücreti karşılığında yaptırabilirsiniz.

Musluktan akan şebeke suyunu her hangi bir arıtıma tabi tutmadan tüketebiliriz. Ancak kişisel olarak tercih edilmesi halinde kullanılan arıtma cihazının kullanım talimatı doğrultusunda bakım ve temizliğinin mutlaka zamanında yapılması önem arz etmektedir.

Su kesintisinden sonra ilk gelen suyun kirli olma riski yüksektir. Suyun bulanıklığı gidene kadar ortalama 3 - 5 dakika akıtılmalı, eğer akıtılmasına rağmen lağım kokusu gibi kötü bir koku olursa içilmemeli ve ilgili sağlık kuruluşlarına bildirilmelidir.

Deponuzda bekleyen suda zamanla bakteriyolojik kirlilik olabileceğinden deponuzu sürekli kullanmanız sağlık açısından daha iyidir.

Hiç yapılmadı ise hemen, su kesintilerinin olduğu dönemlerde 3 ayda bir, diğer dönemlerde 6 ayda bir temizletilmesi gerekmektedir.

 

Şikayeti Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi Alo 184 hattına veya bulunduğunuz ilin Halk Sağlığı Müdürlüğüne yapabilirsiniz.

 

Damacanaları muhafaza ederken Serin, kuru, güneş ışığından uzak,temiz ve kokusuz bir yerde Tüp, deterjan gibi kimyasal maddelerden etkilenmeyecek şekilde, Kapakları kapalı olacak şekilde muhafaza edilmelidir. Damacanalara ayran, meyve suyu, şebeke suyu, kimyasal içerikli sıvılar gibi herhangi bir sıvı konulmamalıdır.Tüp, oto gaz, petrol ürünleri ve benzeri kimyasal maddelerle birlikte taşınan ya da satışa sunulan yerlerden su satın alınmamalıdır. Damacana sular, kapağı açıldıktan sonra en geç 1 hafta içinde tüketilmelidir.

Müdürlüğümüze bağlı 1, 2 ve 3 no'luHalk Sağlığı Laboratuvarlarında ücreti karşılığında analizini yaptırabilirsiniz.

Sağlık Bakanlığı doğal mineralli sular yönetmeliği ve insani tüketim amaçlı sular yönetmeliği'ne göre sular;

Doğal mineralli su:
Yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde uygun jeolojik şartlarda doğal olarak oluşan, bir veya daha fazla kaynaktan yeryüzüne kendiliğinden veya teknik usullerle çıkartılan, mineral içeriği, kalıntı elementleri ve diğer bileşenleri ile tanımlanan, her türlü kirlenme risklerine karşı korunmuş doğal mineralli su yönetmeliğinin 5 inci, 6 ncı ve 7 nci maddelerinde belirtilen özellikleri haiz olan ve 8 inci madde gereği onaylanan yeraltı sularını,

Kaynak suyu:
Jeolojik koşulları uygun jeolojik birimlerin içinde doğal olarak oluşan, bir veya daha fazla çıkış noktasından yer yüzüne kendiliğinden çıkan veya teknik usullerle çıkartılan ve insani tüketim amaçlı su yönetmeliğin 36 ncı maddesinde izin verilenler dışında her hangi bir işleme tabi tutulmaksızın ek-1' deki nitelikleri taşıyan, etiketleme gerekliliklerini karşılayan ve satış amacı ile ambalajlanarak piyasaya arz edilen yer altı sularını,

İçme suyu:
jeolojik koşulları uygun jeolojik birimlerin içinde doğal olarak oluşan, bir çıkış noktasından sürekli akan veya teknik usullerle çıkarılan ve bakanlıkça uygun görülen dezenfeksiyon, filtrasyon, çöktürme, saflaştırma ve benzeri işlemler uygulanabilen ve parametre değerlerinin eksiltilmesi veya arttırılması suretiyle ek-1'deki parametre değerleri elde edilen, etiketleme gerekliliklerini karşılayan ve satış amacı ile ambalajlanarak piyasaya arz edilen yer altı sularını ifade etmektedir.

Suyun etiketi sağlam ve okunaklı şekilde ürünün üzerinde olmalıdır.Suyun etiketinde;

  • Suyun adı, cinsi, imla edildiği yerin adresi,

  • Valilikçeverilen iznin tarih ve sayısı, suyun sahip olduğu analiz değerleri,

  •  Suyun imal ve son kullanma tarihi ile parti ve seri numarası mutlaka bulunmalıdır.

Damacanaların üzerinde ürün güvenliğini sağlamak için hava ve su sızdırmayan, kap ve kapağı içine alacak şekilde yapıştırılmış, güvenlik bandı (shiring) bulunmalıdır. Kapak ve güvenlik bandı üzerinde suyun markası yazılı olmalıdır. Kapağı ya da güvenlik bandı açılmış veya zarar görmüş ürünler satın alınmamalıdır.

Ambalajlı su satış yerinin bulunduğu İlçe Toplum Sağlığı Merkezine başvurulması gerekmektedir.

Tankerle içme-kullanma suyu temini ve nakli izin belgesi için İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü Çevre Sağlığı Şubesine müracat edilmesi gerekmektedir.

Şikayeti Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi Alo 184 hattına veya bulunduğunuz ilin Halk Sağlığı Müdürlüğüne yapabilirsiniz.

Hepatit B kontamine su ve yiyecek yoluyla bulaşmadığından Hepatit B taşıyıcısının havuzdan yararlanmasında bir sakınca görülmemektedir. Detaylı Bilgi için Tıklayınız

Açık havuzlarda 26-38 o C, kapalı havuzlarda 26-28 o C arasında olmalıdır.

Şikayeti Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezi Alo 184 hattına veya bulunduğunuz ilin Halk Sağlığı Müdürlüğüne yapabilirsiniz.

İstanbul'da yüzme alanlarında yapılan numune çalışmalarının sonuçlarına Sağlık Bakanlığının http://yuzme.saglik.gov.tr/ sitesinden ulaşılabilmektedir.

İstanbul'da denize girilebilecek yüzme alanlarına Sağlık Bakanlığının http://yuzme.saglik.gov.tr/ sitesinden ulaşılabilmektedir.

Aile Hekimi gerekli gördüğü takdirde;

 

 

No

SUT

Örnek Tetkik Adı

2

1

900200

Alanin aminotransferaz (ALT)

3

2

900210

Albümin

4

3

900340

Alkalen fosfataz

5

4

900370

Amilaz

6

5

900570

ASO (türbidimetrik)

7

6

900580

Aspartat transaminaz (AST)

8

7

900650

Beta-hCG (total HCG)

9

8

900690

Biliburin(total,direkt)

10

9

900690

Biliburin(total,direkt)

11

10

900900

CRP

12

11

901020

Demir(serum)

13

12

901040

Demir bağlama kapasitesi

14

13

901220

Ferrittin

15

14

901240

Folat

16

15

901260

Fosfor (P)

17

16

901390

Gamma glutamil transferaz (GGT)

18

17

901450

Glikozile hemoglobin (Hb A1C) (HPLC ile)

19

18

901500

Glukoz

20

19

901580

HDL kolesterol

21

20

901620

Tam Kan (Hemogram)

22

21

901910

Kalsiyum (CA)

23

22

901940

Kan Üre Azotu (BUN)

24

23

902090

Klor (Cl)

25

24

902110

Kolesterol

26

25

902190

Kreatin kinaz (CK)

27

26

902210

Kreatinin

28

27

902260

Laktik Dehidrogenaz (LDH)

29

28

902420

Magnezyum

30

29

903130

Potasyum

31

30

903220

Prostat spesifik antijen (PSA)

32

31

903380

Romatoid faktör (RF) (Türbidimetrik)

33

32

903470

Serbest T3

34

33

903480

Serbest T4

35

34

903670

Sodyum(Na) (serum ve vücur sıvılarında,herbiri)

36

35

903990

Trigliserid

37

36

904030

TSH

38

37

904120

Ürik Asit

39

38

904150

Vitamin B12

40

39

906290

VDRL-RPR

41

40

906620

Anti HBs (Mikropartikul immün assay-MEIA veya benzeri)

42

41

906640

Anti HCV (Mikropartikül immün assay-MEIA veya benzeri)

43

42

906670

Anti HIV (Kemiluminesans veya benzeri)

44

43

907450

HBsAg (Kemoluminesans veya benzeri)

45

44

705130

ABO+Rh tayini(forward gruplama)+ABO reverse gruplama

46

45

903890

Total lgE

47

46

904710

Hemoglobin zincir analizi (HPLC)

48

47

906530

Anti HAV IgM (Mikropartikül immün assay-MEIA veya benzeri)

49

48

901070

Gaitada Gizli Kan (Yalnızca Ataşehir, Maltepe, Ümraniye ve Şile)

 

Bir toplumun veremden korunmasının en etkili yolu verem hastalarının erken teşhisi ve başarılı tedavisidir.

Çocukları verem hastalığından korumak için BCG (verem) aşısı yapılır. Ülkemizde doğumdan sonra 2 ayını dolduran bebeklere yapılmaktadır.

Mikrop çıkaran hasta ile aynı evdekiler, özellikle çocuklar için koruyucu tedavi verilir. Koruyucu tedavi süresi genellikle 6 aydır.

Hastanın yakınları, özellikle de aynı evde birlikte yaşayanlar Verem Savaşı Dispanserlerine başvurmalıdır. Hasta yakınlarının taramaları dispanserlerde ücretsiz olarak yapılmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü, tedavi başarısını arttırmak için, tüberkülozlu hastaların her doz ilacının bir sağlık çalışanı veya eğitilmiş bir gönüllü tarafından içirtilmesini esas almaktadır. Ülkemizde de "Doğrudan Gözetimli Tedavi" uygulanmaktadır.

Tüberküloz hastaları ilaçlarını, ikamet adreslerine en yakın Tüberküloz Birimi (Verem Savaşı Dispanserleri)’nden ücretsiz olarak temin edebilirler.

Hayır, alınmıyor. Halk Sağlığı Müdürlüğüne bağlı Tüberküloz Birimlerinde (Verem Savaşı Dispanserlerinde) tüberküloz hastalarına yönelik yapılan işlemlerden herhangi bir ücret alınmamaktadır.

Dispanser İsmi

Pazartesi

Salı

Çarşamba

Perşembe

Cuma

Arnavutköy VSD

x

 

 

 

 

Bağcılar VSD

 

x

 

 

 

Bahçelievler VSD

 

x

 

 

 

Bakırköy VSD

x

 

 

 

 

Çatalca VSD

 

x

 

 

 

Esenyurt VSD

 

x

 

 

 

Gaziosmanpaşa VSD

 

x

 

 

 

Güneşli VSD

 

x

 

 

 

Güngören VSD

 

x

 

 

 

Kağıthane VSD

x

 

 

 

 

Küçükçekmece VSD

x

x

 

 

 

Maltepe VSD

 

x

 

 

 

Samandıra VSD

x

 

 

 

 

Tevfik Sağlam VSD

 

 

 

 

x

Tuzla VSD

x

 

 

 

 

Beykoz VSD

x

 

 

 

x

Esenler VSD

 

x

 

 

 

Eyüp VSD

x

 

 

 

 

Kadıköy VSD

x

 

 

 

x

Kartal VSD

x

 

 

 

 

Pendik VSD

x

 

 

 

 

Sarıyer VSD

x

 

 

 

x

Şehremini VSD

 

x

 

 

 

Taksim VSD

 

x

 

 

 

Ümraniye VSD

 

 

 

 

x

Üsküdar VSD

 

x

 

 

x

Zeytinburnu VSD

x

 

 

 

 

 

PPD testinin sonucu 72 saat sonra değerlendirildiğinden, her dispanserde belli günlerde PPD testi uygulanmaktadır.



Başvuru yapan kişi yakınmaları olup olmadığı yönünde sorgulanır, akciğer filmleri çekilir ve (PPD) yapılır. Ön kola yapılan bu test 48-72 saat sonra değerlendirilerek oluşan sertlik (endurasyon) ölçülür.

İlimizde hizmet veren Bakanlığımız ve Verem Savaşı Derneklerine ait Dispanserlerde ücretsiz olarak yapılmaktadır. İlgili birimlerin adres ve iletişim bilgileri aşağıda verilmiştir. (Eki liste)

 

Verem hastalığı % 70-80 oranında akciğerlerde, % 20-30 oranında diğer organlarda görülür. Akciğer dışındaki organ tutulumları: akciğer zarı, lenf bezleri, beyin zarı, kemik, böbrek, kalp zarı ve diğer birçok organ tutulumu şeklinde olabilir.



Evet, Tüberküloz (Verem) Hastalığı tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bugün var olan ilaçlarla verem hastalarının tamamına yakını başarı ile tedavi edilebilmektedir.

Tedavisi en az 6 ay sürmektedir. İlaçların düzenli kullanılması esastır. İlaçların bir gün bile aksatılmadan içilmesi gerekmektedir.



Verem hastalığının tanısında fizik muayenenin yanında balgamın mikroskopla incelenmesi, balgam kültürü ve akciğer grafisi kullanılır.

  • 2-3 haftadan uzun süren öksürük

  • Balgam çıkarma

  • Kanlı balgam

  • Ateş

  • Gece terlemesi

  • İştahsızlık, kilo kaybı

  • Yorgunluk, halsizlik

  • Nefes darlığı

  • Göğüs ve sırt ağrısı

 

 

İki-üç hafta veya daha uzun süreli öksürük şikayeti olan herkes mutlaka kendisine en yakın Verem Savaşı Dispanseri veya diğer bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır.

 

 

Hastaların aksırma, öksürme ve hapşırmaları sırasında etrafa saçtıkları verem mikroplarının sağlam kişiler tarafından solunması ile hastalık bulaşır. Verem mikrobu güneş görmeyen ve iyi havalanmayan yerlerde saatlerce havada kalabilir.

Tedavi olmayan bir verem hastası her yıl yaklaşık 10-15 kişiyi enfekte eder. Enfekte olanların %5'i 1-2 yıl içinde aktif verem hastası olur. Enfekte olanların %5'inde ise verem mikrobu vücutta sessiz olarak bekler. Vücut direncinin düştüğü durumlarda, vücutta beklemekte olan verem mikrobu çoğalarak verem hastalığına yol açar.

Verem mikrobu, güneş görmeyen ortamlarda havada uzun süre canlı kalabilir. Güneşten gelen ultraviyole ışınları verem mikrobunu kısa sürede öldürür.

Verem; Mycobacterium tuberculosis denilen bir basille oluşan, tedavi edilmezse ölümle de sonlanabilen, bulaşıcı bir hastalıktır.

Sanayileşme ile birlikte endüstriyel ürünlerin daha fazla arz edilmesi ve çevre kirliliği ile birlikte kanserojen maddeler de hayatımıza girmektedir. Ülkemizde söz konusu kanserojen maddelerden fert ve toplum sağlığının korunmasına yönelik olarak çeşitli kurumlara teknik düzenleme yapma ve denetim yetkisi verilmiştir.

Buna göre;

  • İlaçlar ve kozmetik ürünlerle ile ilgili Türkiye İlaç ve Tıbbı Cihaz Kurumu,
  • Biyosidal ürünler (İnsektisit, pestisit, rodentisit, mollosisit, dezenfektenlar, koruyucular), tütün ve diğer bağımlılık yapıcı maddeler ( uçucular), kaynak suları, içme suları, doğal mineralli sular ve şehir şebeke suları ile ilgili Türkiye Halk Sağlığı Kurumu,
  • Gıdalar, gıda katkı maddeleri, gıda ve suların ambalajları ile ilgili Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı,
  • Deterjanlar, oyuncaklar, emzik, biberon, diş fırçası ve hijyenik ürünler (kadın bağı, gögüs pedi vb.) ile ilgili Gümrük ve Ticaret Bakanlığı,
  • Çevre kirliliği ile ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı,
  • Tekstil boyaları (azo boyalar) ile ilgili Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı yetkili kuruluşlardandır.

Söz konusu kuruluşların hazırlamış oldukları teknik düzenlemelerle, halkın kullanımına sunulan ürünler üretim yerlerinde, sevk zincirlerinde, depolarda ve satış noktalarında denetime tabi tutulmaktadır. Gerekli görülen hallerde numune alınarak laboratuvar analizleri yapılmaktadır. Uygunsuz bulunan ürünlerle ilgili toplatma, imha, idari para cezası ve faaliyetten men gibi idari işlemler uygulanmaktadır.

 

Karsinojenik olma ihtimali bulunan ajanlarla ilgili araştırmalar Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından değerlendirilmekte ve elde edilen bilimsel bulgular ışığında bu ajanlar insanlarda karsinojenik olma potansiyelleri açısından dört grupta incelenmekte ve bu listeler yeni bilgi ve bulgularla sürekli güncellenmektedir:

Grup 1: İnsanlarda karsinojenik olduğu tespit edilmiş ajanlardır. Bu grupta şu anda 113 ajan listelenmiştir.

Grup 2: Hayvanlarda karsinojenik olduğuna dair bulgular olan, insanlarda da karsinojenik olma ihtimali bulunan ancak bu ihtimali kanıtlamaya yeterli bilimsel veri bulunmayan ajanlardır. Bu şekilde 351 ajan bulunmaktadır.

Grup 3: İnsanlardaki karsinojenitesine göre sınıflandırılmasına yetecek bilimsel veri bulunmayan ajanlar olup 505 ajanı ihtiva etmektedir.

Grup 4: İnsanlarda olasılıkla karsinojen olmayan ajanlar olup 1 ajan bu grupta yer almaktadır.

Yine Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Daire Başkanlığı düzenli aralıklarla gerek kanser yapıcı olduğu bilinen veya iddia edilen gerekse de kanserden koruyucu olduğu bilinen veya iddia edilen maddeler veya çevresel etkenlerle ilgili çalışmalar gerçekleştirmekte ve sonuçlarını yukarıda bahsi geçen internet sitesinde kamuoyu ile paylaşmaktadır.

Bu kapsamda bugüne kadar manyetik alanlar, köpek balığı kıkırdağı, arı sütü, papatya, D-vitamini, güneş ışığı ve ultraviyole ışınlar, tütsüler, dövme, nitratlar, radon, solaryumlar, brezilya fönü, elektronik sigaralar, hidroelektrik santraller, alkol, tütün, mamografi, hidrojen peroksit, saç boyaları, fitalatlar, radon, formaldehit gibi konularda yapılan araştırmalara dair raporlar yayımlanmış durumdadır.

Kansere yönelik olarak, başta kanserle ilgili belirli gün ve haftalarda olmak üzere, yıl boyu gerek halk eğitimleri gerekse de sağlık çalışanlarına yönelik bilinçlendirme ve farkındalık çalışmaları yürütülmektedir. Bugüne kadar yalnızca İstanbul’da 800.000’e yakın kişiye kanserle ilgili doğrudan eğitim verilmiştir. Bunun yanı sıra kanser sürekli gündemdeki yerini koruyan bir konu olduğu için televizyon ve radyo programları ile halka mesajlar ulaştırılmakta, Avrasya Maratonu, sağlık ve yaşam tarzı ile ilgili fuarlar gibi halkla temas noktasına olunan tüm alanlarda da kanserle ilgili faaliyetlere yer verilmektedir. İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü olarak sosyal medya da kansere yönelik bilgi aktarımlarında aktif olarak kullanılmaktadır. Yine Sağlık Bakanlığı’nın kanserle ilgili olarak hazırlamış olduğu www.kanser.gov.tr internet sitesinden kanserle ilgili pek çok güncel bilgi, rapor ve makaleye ulaşabilmek mümkün olmaktadır.

Sağlık Bakanlığı önümüzdeki dönemde kanser taramalarına erişimi kolaylaştırmak ve halkımızın kanser taramalarını katılımını artırmak amacı ile hizmeti halkımızın bir anlamda ayağına götürmeyi planlamaktadır.

Bu planlamalarda aile hekimliği sistemimiz devreye alınacaktır. Şu anda aile hekimliği sistemi içerisindeki tüm personelin kanser taramaları konusundaki teorik ve pratik eğitimleri sürdürülmektedir. Buna göre aile hekimi hedef yaş gurubundaki kendisine kayıtlı vatandaşlarla birebir temasa geçerek onları kanser taramasına davet edecektir.

Rahim ağzı kanseri taraması için aile sağlığı merkezlerinde hedef yaş grubu kadınlardan servikal sitolojik sürüntü örnekleri alınacaktır. Bu örneklerde rahim ağzı kanserine neden olan virüsün var olup olmadığı araştırılacaktır sonuçlar doğrudan aile hekimine bildirilecektir.

Örneklerde virüsün var olup olmadığını tespit edecek laboratuvarlardan birisi Ankara’da diğeri ise İstanbul’da kurulmuş durumda olup çok yakın zamanda bu taramalar halkımızın hizmetine sunulmuş olacaktır.

Gaitada gizli kan testi ile yapılacak olan kolorektal kanser taramalarında ise gaita örneklerinin toplanması için gerekli örnek toplama tüpleri aile hekimi tarafından taraması gerçekleştirilecek kişiye verilecektir, kişiye örneği nasıl alacağı tarif edilecek ve kişi tarafından gaita örneği bu tüpe alınacaktır. Alınan gaita örneklerinde gizli kan bulunup bulunmadığı Halk Sağlığı Laboratuvar(lar)ında tetkik edilecek ve sonuç aile hekimine bildirilecek veya Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından temin edilecek olan hızlı tanı kitleri vasıtası ile aile sağlığı merkezinde bu işlem gerçekleştirilerek sonuçlar kaydedilecektir.

Meme kanseri taramalarının yapılabilmesi için gerekli olan mamografi çekimlerinin ise mamografi cihazı ile teçhiz edilen araçlarda gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar devam etmektedir. Planlamaya göre bu araçlar daha önceden belirlenmiş zaman aralıklarında aile sağlığı merkezlerine yakın uygun noktalarda konuşlanarak ilgili aile sağlığı merkezinin hedef nüfusunun taramasını yapacak, yani Ülkemizi köy köy, mahalle mahalle dolaşarak kanser taramalarını gerçekleştirecektir. Kişinin mamografi sonucuna dair bildirim de yine doğrudan aile hekimine ulaştırılacaktır.

Kanser taramalarına aile hekimliği sisteminin de entegre edilmesi önemli bir adım olarak görülmektedir. Bu şekilde sahada halkla ilk temas noktasını oluşturan ve halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi açısından çok önemli görevler üstlenen aile hekimleri ve aile sağlığı elemanları kanserden korunma ve kansere karşı bilinçlenme yolunda da halkımızın hizmetinde olacaklardır.

 İstanbul’un aktif kanser kayıtçılığına geçişi 2012 yılının ikinci yarısından itibaren planlanmaya başlanmış, eğitim gereksinimleri hızla tamamlanarak 2013 yılı Ocak Ayı’nın son haftası itibarı ile İstanbul’da aktif kanser kayıtçılığına başlanmıştır. İstanbul dünyada aktif kanser kayıtçılığının yürütüldüğü ilk metropol olma özelliği taşımaktadır. Kanser kayıtçılığında hedef teşkil eden 53 kamu sağlık kuruluşu, 7 kamu ve özel üniversite hastanesi ve 400’ü aşkın özel sağlık kuruluşu ile İstanbul aktif kanser kayıtçılığının sürdürülmesinin zorlukları aşikardır. Bununla birlikte İstanbul’un sahip olduğu sağlık olanakları ile yalnızca kendi nüfusunu değil tüm Türkiye’yi kapsadığı da bir gerçek olup, İstanbul’un bugüne kadar kanser verilerinin eksik olması bir anlamda Türkiye verilerinin eksik olması anlamına gelmekteydi. İstanbul’da bu güçlüklerin önüne geçmek için Kamu Hastane Birlikleri’ni ve Toplum Sağlığı Merkezleri’ni sisteme katan özel bir yapılanma programlanmış ve aktif kanser kayıtçılığı hayata geçirilmiştir. 2013 yılı içerisinde yaklaşık 40.000 vakaya dair 60.000 bildirim gerçekleşmiştir. Önümüzdeki birkaç aylık süreçte duplikasyon, veri kalitesi ve verimlilik değerlendirmelerinin tamamlanarak artık İstanbul’a dolayısı ile tüm Türkiye’ye yönelik doğru ve tam kanser verilerinin ortaya konulmaya başlanması mümkün olacaktır.

Kanseri kontrol altına almak için Sağlık Bakanlığı tarafından bir Ulusal Kanser Kontrol Programı yürütülmektedir.

Bu program önleme, kayıt, tedavi ve tarama olmak üzere birbirini kapsayan dört alandan oluşmaktadır.

Kanser önleme çalışmalarında kuşkusuz en önemli yeri kanserde en önemli iki risk faktörünü hedefleyen ve büyük bir başarı ile yürütülen Ulusal Tütün Kontrol ve Eylem Planı ve Türkiye Hareketli Yaşam ve Sağlıklı Beslenme Programı almaktadır. Yine kanserden koruma çalışmaları kapsamında Asbest Kontrolü Stratejik Planı ve Radon Kontrol programı Sağlık Bakanlığımız tarafından Ülke çapında yürütülmektedir.

Kanser kayıtçılığı ise toplumda görülen tüm kanser vakaları hakkında bilgi sahibi olunmasını sağlayan bir sistemdir. Böylece Ülkemizde kanserin görülüş sıklığı, özel grupların risk düzeyleri, kanser tiplerinin sıklığı, her yıl kaç kişinin kansere yakalandığı ve kaç kişinin kanserden öldüğü gibi bilgilerin elde edilmesi, bu sayede kanser kontrolü faaliyetlerini etkin biçimde planlanabilmesi ve sürdürülebilmesi için doğru hedefler konulması amaçlanmaktadır.

Kanser kayıtçılığı sayesinde kansere neden olan faktörlerin saptanması, Ülke ve bölgelerin gereksinimlerinin belirlenmesi (personel, araç gereç, kurum, tarama programları, vs), etkili birincil ve ikincil kanser önleme programlarının geliştirilmesi, yürütülen hizmetlerin, uygulanan programların değerlendirilmesi, değişik tedavi yaklaşımlarının etkinliğinin ve yaşam kalitesine etkisinin araştırılması da mümkündür.

Tüm dünya için kanser kayıtçılığı kapsamındaki nüfus %8’ler mertebesinde iken Türkiye’de 2013 yılı itibarı ile dünyada ilk metropol örneği olarak İstanbul’da aktif kanser kayıtçılığına geçişle birlikte bu oran %50’ye çıkmıştır. Sağlık Bakanlığı tarafından 81 ilde aktif kanser kayıtçılığı yapılarak nüfus kapsayıcılığını %100’e çıkartmaya yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.

Kanser kontrol programının en önemli unsurlarından birisi de şüphesiz kanserin erken teşhisine yönelik çalışmalar yani kanser taramalarıdır.

Ülkemizde Dünya Sağlık Örgütü tarafından taranması tavsiye edilen üç kanser türüne yönelik tarama programları yürütülmektedir. Bu kanserler rahim ağzı kanseri, kalın bağırsak kanserleri ve meme kanseridir.

Rahim ağzı kanseri taramalarında hedef grup 30-65 yaş arasındaki kadınlar olup, bu hedef grupta 5 yılda bir yapılacak olan HPV testleri ile taramalar gerçekleştirilmektedir. HPV taramaları için birisi İstanbul’da diğeri Ankara’da olmak üzere kapsamlı iki laboratuvar bu ay içerisinde faaliyetlerine başlayacaktır. Kolorektal kanser taramaları ise 50-70 yaş arası tüm vatandaşlarımızda 2 yılda bir gaitada gizli kan testi ile gerçekleştirilmekte ve 10 yılda bir olmak üzere de kolonoskopi tetkiki tavsiye edilmektedir. Meme kanserine yönelik taramalar 40 yaşında başlamaktadır ve 69 yaşına kadar her kadının iki senede bir mamografi ile taranması öngörülmektedir.

Tüm dünyada kanser vakalarında görülen artışın en temel sebebi nüfus yapısının yaşlı nüfusa doğru kayması olarak görülmektedir. Bununla birlikte tütün kullanımındaki artış ve kent hayatının getirmiş olduğu hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme davranışları en önemli risk faktörleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı istatistiklere göre Türkiye’de de tüm dünyada olduğu gibi kanser görülme oranlarında bir artış söz konusudur. 2004 yılında kanser insidansları kadınlar için yüz binde 142, erkeklerde yüz binde 236 iken, en son yayımlanan 2009 istatistiklerine göre bu oranlar kadınlarda yüz binde 179’a erkeklerde yüz binde 269’a çıkmış durumdadır. Ancak bu durum Türkiye’ye özel olmayıp benzer bir trend dünyada da söz konusudur. Örneğin İngiltere’de 2004 yılında kadınlarda yüz binde 358 olan kanser insidansı 2009 yılında 376’ya; erkeklerde ise yüz binde 425’ten 439’a yükselmiştir.